|
1760 Mesaj 176 sayfada
| 1760 |
» Kadir Gül yer AKKUÅž |
08/02/2010 ve 21:46 Saat |
|
YEŞİL AKKUŞ SİTESİ YİNEDE GÜVENİLİR SİTEDİR......... Değerli okurlarım,sitede okuduğum yazılardan birilerinin küsmüş olduğunu anladım, küsenin haklılık payını okurların kaleminden anladım.Kimse kendisini olağan üstü güç görmesin,insanlar hakkında olumlu ve olumsuz yazılar yazılabilir,hakkımızda olumsuz yazılar yazılıyorsa, o öyle değil,doğrusu bu diyebiliriz,ama öyle de demiyeceğiz, benimle ilgili yazıyı siteden kaldır diye site kurucularını tehdit vari yazıyı kaldır demişin kaldırmılar arkadaşlar ondan sonraki yazıları da oku,okuyuculardan,eleştirmenlerden, sonradan öğrendim, içki nakliyatçılığı günahmış,satması ve diğerleri değil tabi ,insanlar önemli konularda konuşurken geçmişine bakmalı,sözün basitini okurlara bırakmamalı,ben ulusal bir gazetede yazarım, yok böyle birşey kimseyi tehdit etmeğe hakkın yok .il genel meclis üyesi olman siteyi tehdit etmen anlamına mı geliyor tehtitinle siteyi mi kapattıracaksın, o da olabilr ama insanların sesini kesemezsiniz............ |
|
|
| 1759 |
» Orhan DOÄžANGÜNEÅž |
08/02/2010 ve 21:27 Saat |
|
Okunası bir yazı.Tekel meselesinin İslami boyutu:
"İşçiler haklıdır"
Tekel işçilerinin hakları Tekel işçileriyle hükümet arasındaki ipler kopmuş durumda. Hükümet 12 bin işçinin aylardır çalışmadan maaş aldığını öne sürüyor. Buna dayanarak 4C'ye katılmayanlara bundan sonra 72,5 milyonun hakkını yedirmeyeceğini söylüyor. Hükümete bakılırsa, Tekel işçilerine olabileceklerin en iyisi sunulmuş. 4C'ye girenlere 100 lira zam yapılmış, yıllık izinli 12 ay maaş alacaklar. Tekel işçilerine göre, maaşları yaklaşık 1000 TL'den 772 TL'ye iniyor; 4C onları kamu işçisi statüsüne, dahası sözleşmeli durumuna düşürüyor. İş garantileri yok.
Mesele Tekel işçilerinden ibaret olsaydı, hükümet isteklerini karşılayabilirdi. Olay başka, Tekel işçileri isteklerini alacak olsa, bu bundan sonra yapılacak özelleştirmelerde emsal teşkil edecek. İşte bunu karşılamak kolay değil.
Pekiyi, ne olacak?
Bu sorunun cevabı, herkese göre değişiyor. Liberal bakış açısından, serbest piyasanın emredici kuralları içinden işyerleri özelleştirilen işçilerin hiç şansı yok, hakkı da yok. Hükümet de ilk anda insana hayli makul gelen bir gerekçe öne sürüyor: "Devletin işlettiği kuruluşlar zarar ediyor, her sene bütçeye muazzam yükler bindiriyorlar. Bunları özelleştirerek elden çıkarmaktan başka 'rasyonel' bir yol görünmüyor. Bu arada işçiler büsbütün mağdur olmasın diye, katlanılabilir bir statü olarak 4C'ye geçişi kabul etmeliler."
Sol bakış açısından gün bugündür, hükümeti zayıf duruma düşürmek için direnişe tam destek vermeli. İşçi ve çalışanlara olan hassasiyetleri hayli zayıf CHP ve MHP açısından hükümeti zaafa düşürmek için işçilerin mağduriyeti ve direnişleri bulunmaz bir 'siyasi fırsat!' Bu yüzden Başbakan işçilere seslenerek "Dikkat edin, kullanılıyorsunuz!" diyor.
Ancak başka bir bakış açısından da olaya bakmamız mümkün.
Yıllardır, modern devletin bireyle her pazarlığa oturduğunda ezici gücünü kullanarak bireyi ve sosyal grupları mağdur ettiğini söylüyorum. Emeklilik yaşının ve şartlarının hükümetlerin takdirine göre kolayca değiştirilebiliyor olması bunun göstergesi. Tekel ve diğer işyerleri özelleştirilen işçilerin başına gelenler başka tipik bir örnek. Şöyle ki:
Bir kere, verimsiz olduğu veya siyasilerin arpalığı olarak kullanıldığı gerekçesiyle bazı kamu iktisadi teşekküllerinin özelleştirilmesi, işçilerin suçu değil. Bu, hükümetlerin suçu. Sizin, başına atadığınız yönetim kadrosu tarafından kötü yönetildiği için her sene zarar eden firmanız varsa, yapmanız gereken firmayı yok pahasına elden çıkarmak değil, verimli ve etkin çalıştıracak yeni bir yönetim kadrosunu başa getirmeniz, iş düzenindeki yanlışları gidermenizdir. Çalışmayan işçiye ceza vermeniz veya iş sözleşmesine göre iş akdini feshetmeniz sizin hakkınız, ama şirketi dağıtarak işçileri mağdur etmeniz hakkınız değil.
Burada asıl üzerinde durulacak nokta, İslam hukuku açısından, başlangıçta akdedilmiş bir sözleşmenin, ister yönetim beceriksizliği ister uluslararası küresel kapitalizmin estirdiği baskıcı hava dolayısıyla bir modaya dönüştürülen özelleştirmeler sonucunda, tek taraflı olarak feshedilmeye veya şartlarının işçilerinin rızasına muhalif değiştirilmeye kalkışılmasıdır. Bu apaçık bir hak ve hukuk ihlalidir. Günün birinde devlet çıkıp diyor ki: "Arkadaş, ben seninle sözleşme akdetmiştim, şimdi vazgeçtim, seni daha kötü şartlarda başka yere transfer edeceğim." Bu haksızlık.
Hakkaniyete ve adalete uygun olan, işçiler başlangıçta hangi şartlarda sözleşme imzalamışlarsa, emekli oluncaya kadar devletin buna riayet etmesi; şirketi devralacak olanlar ilk sözleşmenin hükümlerini kabullenmelidir. Yeni işçileri yeni şartlarda alabilir, ama devletin kendisiyle sözleşme akdettiği eski işçiler son ferdi emekli oluncaya kadar ilk sözleşmeye bağlı olarak çalışma hakkına sahip olmalıdırlar. Eğer devlet, işyerlerini özelleştirdiği için işçilerin başka kuruluşlara geçmelerini öneriyorsa, geçiş yaptıkları kuruluşun ilk imzaladıkları sözleşmenin bütün şartlarını haiz olması gerekir. İşçiler haklıdır. Ali BULAÇ/ZAMAN |
|
|
| 1758 |
» universiteli |
08/02/2010 ve 8:06 Saat |
|
Sitede yeni tartışmalar, yeni açılımlar, yeni kaçılımlar oluyor. Kaçmak yiğitliğin onda dokuzudur ama asıl olan o birlik nisbetini kullanabilmektir.
Şükrü bey çile çekmiş, gün görmüş, yön görmüş bir insan. Yazıları kendisini okutturuyor. Kabul görmeyen veya onay vermediğimiz taraflarına da eleştiri getriyor ortalığı toza dumana katıyoruz.
İşte o anda saçları geriye kaçmış alnının tepesinde biriken ter damlaları öfkeden kızarmış yüzüne doğru akmaya başlıyor. Çakır gözlerinde bir gülümseme mi var, yoksa hep duruşu mu öyle anlayamazsınız. Kemerli kırık boksör burnunu doğrulttu mu bir yöne gider babam ha gider. Bu kara lahana yemişlik inadıdır. Burada da yazarken aynı doğrultuyu tutturur...
Yazılarında, kış akşamlarında kuzinenin fırınından çıkarılan beyaz , sıcak patatesi armut pekmezine bandırarak yerken yapılan sohbet taşkınlığı ve coşkunluğu hissedersiniz.
Karlı ve soğuk kış akşamlarında vakit geçirmek için, o akşam yenilecek olan horozun bahanesine oynanan ceviz kabuğunda ilk hamlede mısır veya fasulye tanesini bulan rakibe kızgınlığı ve oyuna küskünlüğü gibi bir çocuksu tarafın yansıması hep ortaya çıkar...
Aşurun ineğine mi yansın, vezir kızının yangınına mı üzülsün, kızılot yaylasında mahsur kalışına mı ağlasın, sürgünlere mi dövünsün karıştırır duyguları ve o, her köşeye aynı anda koşmaya çalışır. Tabii yorgun dizler izin vermez ya... Gene de yürek atar işte...
O'nun sivriliği aslında kendinden değildir. Biliriz ki bir horlanmış, ezilmiş, hatta resmi dairelerin kapısında kirli şapkasını koltuğuna alıp, girip girmemem ikileminde bacakları titreyen Memed emmilerin çekingenliklerine isyan etme halidir. Memed emmileri küçük görerek kovalayan, adam yerine koymayan ama gün geldiğinde tek koyununun yapağısını öşür diye alan düzen ve düzenbazlığa karşı tavırdır.
Elbet her yazısında tam doğruları omurgasına oturtması mümkün olmayacaktır. Her dediği doğru olmayacaktır ama bir pay olduğunu bzizer de kabul ettik her zaman.
Tartıştık; tatrışmalarımız sınırları aşıp bazen şarampole doğru uçtu... Bazen öfkelendik birbirimze... Bazen o bizi, biz onun yazılarını beğenmedik. Ama okuduk, güldük ağladık, kızdık, yalanladık, doğruladık... Bazen saçmaladık hep birlikte, bazen de mota mot gerçeklerin adını koyduk. hayaller sayıkladık, olmazları düşledik, olmasını arzuladık.
Akkuş ekseninde yazarken aslında bütün toplumumuzun çeverisinden dolandık. Bir küçük kasabanın adında bütün ülke gerçeklerine ayak (parmak) bastık...
Son defa baktım ki 'ben gidiyorum' demiş. Gidecek nere kaldı ki diye sormak geldi içimden. Varsa kaçıp kurtulacak, sorunsuz, müşkülsüz yer bizde gelelim sorumsuzca yaşamak adına oralara...
Pireler kış günü pek görülmezler ama genede kızıp yorganı yakmaya bir bahane bulunur... Yorgan yakmaksa niyet pire de , deve de bahane olur elbet...
Bir tehditten ve bir yazıdan söz edilmekte. Olsun varsın; kaldırılsın... Kıyayamet kopmaz ya.... Tehdit edilirmiş insanlar... Edilsinler... Yaşamın kendisi tehdit değl mi? Bir yazı kaldırarak dostluk satın almak veya bir gönül satın almak mümkün mü? Olsa olsa o insana bir kat daha güçlü olduğu hissine katkı sağlamak olur.
Burası bir fikir arenası herkes yazmalı ve doğruyu bulmaya katkısı olmalı... Bahsi geçen kişi acaba neden yazılı açıklama yapmaz? değersiz mı bulur bütün okuyucuları? Kendisi için değil Akkuşlu için yapmalı bunu...
Ancak hakkında bir yazı daha yazdılar... Çayıralan ile kendi beldesini karşı karşıya getirecek bir girişim... Kendi beldesini ön plana çıkarmak gibi... Doğaldır... Çayıralanlı da gereğini yapmalı... Kendilerinin hak ettiği yerlerde olmaları için öaba göstermeliler...
Sahi çayıralan Başkanı neden bir haber veya açıklama yayımlamaz? Haber yok mu beldede?
Bakın nerye geldi yazı? Kurucu Başkan emekler verdi o beldeye. Güzel işler de yaptı. Şimdi oturdu yazılar yazıyor ama yazılarını da çekiyor geriye artık diye okuduk.
Yaz başkan yaz! Arzuhal yaz, dilekçe yaz, sitem yaz, serzeniş yaz, şiir yaz, hicv yaz, hikayeler yaz ama yaz... Boş ver demişleri veya desinleri...
Yazarken bilmediğin, tanımadığın onlarca insanla sohbet ediyorsun. Tanımadan sohbetin tadı daha başka oluyor. Karanlıklarda insanlar var, sesleri geliyor ama yüzlerini görmüyorsun. Sesini duyuyorlar...
Yazmalısın, yazmalıyız ve herkes yazmalılar.... Suskun olmak tehlikelidir.... |
|
|
| 1757 |
» Ahmet KarakaÅŸ |
08/02/2010 ve 6:03 Saat |
|
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Tekel işçilerinin eyleminde PKK'lıların da parmağı olduğunu söyledi. Tekel sorununa çözüm aşamasında araya provokatörlerin karıştığını belirten Yazıcı, "İşe şeytan karıştı, hani 72 buçuk millet derler ya, Türkiye'de ne varsa, buna PKK da dahil bu işe fitne sokmaya başladı." ifadesini kullandı.
Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile birlikte AK Parti Sarıyer İlçe Teşkilatı'nın açılışını yaptı. Açılış töreninde konuşan Yazıcı, Tekel işçilerinin eylemi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. İktidara geldiklerinde özelleştirmeler sonucu işsiz kalan 17 bin işçi olduğunu hatırlatan Yazıcı, 2004'te çıkardıkları bir kararname ile, işçileri 4C statüsünde işe aldıklarını söyledi. Tekel işçilerinin işsiz kalma sürecini anlatan Yazıcı, şuan Tekel işçilerine verilen son imkanları anlattı. "İhtiyaçlar sonsuz, imkanlar sınırlı. Bu sınırlı imkanlarla sonsuz ihtiyaçları bir yerde denkleştireceğiz." diyen Yazıcı, şöyle devam etti: "Biz çalışmaya başladık. Çalışmalara devam ederken araya provokatörler girdi. İşe şeytan karıştı. Hani 72 buçuk millet derler ya Türkiye'de ne varsa PKK da dahil bu işe fitne sokmaya başladı."
Yukarıdaki haber alıntıdır ve devletin bakanı konuşuyor. Şimdi eleştirebilirsiniz ama bir bakanın bildikleri olmasa bunu söylemesi imkansızdır. Bu Bakanımız da ciddi bir kişiliktir ve boş konuşmayan insandır.
Neden çözümsüzlük uzadı acaba diye soruyordum kendime. Sebepler var ama kayıtsız şartsız destek verenler acaba pkk faktörünü bile bile sırf siyaset olsun diye mi arka çıkarlar diye de sormak geldi bu gün içimden.
Gene işçi düşmanı ilan edilebilirim burada ama ben işçiyim ve hak aramak farzdır. Hakkını hakkaniyetli ararken devletin altını oymak isteyenlerin oyununu da görmek gerekir ve bu tuzaklara düşmemek gerekir.
Bu haberi gözden kaçıranlara sabah sabah paylaşalım istedim de..... |
|
|
| 1756 |
» Ahmet KarakaÅŸ |
08/02/2010 ve 6:05 Saat |
|
Sayın Şükrü Bey son uazısını yazdığını söylemiş. Hepimiz karşı çıktık; "gidemezsin" dedik. Verimli ve güzel yazılar yazdı. Siyaseten uç oldu, sivri oldu ama Uğur bey'in dediği gibi yürek burkan hikayeler de yazdı. Hep dedim Yağar kemal tadında yalın ve düz... Sitede en çk yazı yazan ve sevilerek okunan birisi oldu.. Fakat bu arada sitede daha önce yazı yazan ve sessiz sedasız geçipgidenleri kimse hatırlayıp 'nerdesiniz' diye soran olmadı. Onların katkıları olmadı mı? En azından bazıları yazı yazılmasına sebep teşkil etmediler mi? Bu arkadaşları da davet ediyorum.
Yazımdan gene yanlış anlamlar çıkabilir endiğesi taşıyorum. Kimse bırakıp gideceğini söyleyerek değerini ölçme çabasında değil burada. Giden sesssiz kişileri de hatırlayıp fikirlerini paylaşmak arzu ederiz.
Kul Ümmet, Salih Amca, Adem.... bağışlasınlar soyadını unuttum. Bahtıkara, hatta adını benim gibi sizlerin de unuttuğu arkadaşlar...
Burada hemen 'onlar müstear idi' denilecek ama her ne olursa olsun bir yazı üretmediler mi? cevaplar yazmanıza vesile olmadı mı? Demek ki varlar ve gerçekler...
Sakın Şükrü beyin gitmesini onayladığım veya dönmesini yerdiğim anlamı çıkmasın... Yazı ortamında özet yazılar doğru anlaşılamıyor veyaanlatamıyoruz... Bu hususun çok sıkıntısını çektik.
Bu arada bir de polemik atayım ortaya da şükrü bey vcevap versin. Şükrü bey bizim partiye geliyor. Haberiniz olsun. Söyledikleri bizim parti tüzüğünde zaten vazgeçilmez maddeleri Adını başka söylüyor bakmayın ona siz yakında bizim partide olacak...
Åžaka tabii ama .... |
|
|
| 1755 |
» Ramazan TINKIR yer SAMSUN/AKKUÅž |
07/02/2010 ve 22:11 Saat |
|
Bir dostum mail olarak armış.Ben okuyunca ürperdim.
Yazılan her şey doğrumudur bilemem.Ancak doğruysa ve Türk Milletine reva görülen bu uygulamalara imza atanlar bu vebali taşıyamaz .
SİZ NE DERSİNİZ ?
Türk Telekom, Arap'ın.
Telsim İngiliz'in.
Kuşadası Limanı İsrailli'nin.
İzmir Limanı Hong Konglu'nun.. .
Araç muayene işi Alman'ın.
Başak Sigorta Fransız'ın.
Adabank Kuveytli'nin.
İETT Garajı Dubaili'nin.
Avea Lübnanlı'nın.
Petkim? Ermeni'nin.
(Kazak'a sattık, dediler. Kazağı bi çıkardık..
Ermeni...)
Rakı , Amerikalı'nın.
Finansbank Yunanlı'nın...
Oyakbank Hollandalı'nın.
Denizbank Belçikalı'nın.
Türkiye Finans Kuveytli'nin.
TEB Fransız'ın.
Cbank İsrailli'nin.
MNG Bank Lübnanlı'nın.
Alternatif Bank Yunanlı'nın.
Dışbank Hollandalı'nın.
Şekerbank Kazak'ın.
Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın.
Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un.
Beymen'in yarısı Amerikalı'nın.
Enerjisa'nın yar ısı Avusturyalı'nı n.
Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın.
Eczacıbaşı İlaç, Çek'in.
İzocam, Fransız'ın.
TGRT(Fox) Amerikalı'nın.
Demirdöküm Alman'ın.
Döktaş Fransız'ın.
Süper FM Kanadalı'nın.
Hepsi TÜRKtü.
Sadece 4.5 yıl önce. Çok önemli....
B O R
ASIL DEGERİ 9 (DOKUZ) TRiLYON DOLAR DiKKAT 9 MiLYAR VEYA
9 MiLYON DEGiL
9 TRiLYON DOLAR...
ABD SADECE 40 KIRK MiLYON DOLARA KAPATACAK.
YAZIKLAR OLSUN....
KAPTIRANA, VERENE SUSUP SEYREDENE.... .
ALTI USTU BIR MAIL GONDERMEKLE
BU İŞ OLMAZ DİYE DÜŞÜNMEYİN LÜTFEN.
VATANINI SEVEN HERKESE GÖNDERELİM, HEPİNİZİN BİLDİĞİ GİBİ ETİBANK öZELLESTİRİLECEK. . (VE ALICISI AMERIKA
VE BOR İŞLETMELERİ ETIBANK BÜNYESİNDE.
KONULAN FİYAT 40 MİLYON $.
LÜTFEN BİR DAHA OKUYUN VE LÜTFEN HERKESE İLETİN...
YASADIĞIN DÜNYAYI SORGULAYAMIYORSAN,
BARI ÜLKENİ SORGULA.....
ÖNEMLİ....
! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ..
Borla çalışan araba üretil di,Türkiye kiskacta.
Arabayi bor madeniyle calistiracak patentli 600 proje oldugu ortaya cikti.
TÜRKİYE, dünyada bor rezervinin yüzde 70`ine sahip
ve uluslararasi teroristler Türkiye uyanmadan bu kaynagi ele gecirmeyi planliyor.
TMMOB
ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI
İSTANBUL ŞUBESİ |
|
|
| 1754 |
» SELİM GÜMÜŞ yer AKKUÅž |
07/02/2010 ve 22:00 Saat |
|
ZULÜM BAKİ KALAMAZ.
Epeyce bir süre siteye girmemiştim. Konuya da tam anlamı ile vakıf değilim. Ama okuduklarımdan anladığım kadarıyla ortada bir iddia ve akabinde birkaç itiraf var. Değerli dostlar; Kim haklı kim haksız onu bilmem ama, olayların akışı oldukça düşündürücü, onur kırıcı ve çirkin. Hangi devirde yaşıyoruz? Biz her fırsatta demokrasiden yana olduğumuzu iddia ediyoruz. Sağcısı da solcusu da, milliyetçisi de sosyalisti de hep demokrasi deyip duruyoruz. Baskıya, zulme, haksızlığa hayır diyoruz. Ama eleştirileri hazmedemiyor, hakkımızda bir yazı yazıldı diye birilerine baskı uygulamaya kalkıyorsak gerçekten bu çok çirkin bir durum. Geerçi malum partinin genel zihniyeti bu istikamettedir ama, en azından adı geçen şahsın, kişisel olarak böylesine bir hataya düşmemesi gerekirdi. Bu zamana kadar yazılanlar ve söylenenler doğru ise, (-ki temennim doğru olmaması yönündedir) vah hemşerilerimin haline. Kimlere umut bağlamış, kimlerden medet ummuşuz. Yanlış hatırlamıyorsam, malum şahıs için, Çayıralan ve Kızılelma beldeleri arasında da ayırım yaptığı, Ordu il merkezinde Çayıralan'ı ikinci plana atabilmek için gayretler içerisinde olduğu iddia edilmişti. Şimdi bu kardeşimize, yazılanların yayından kaldırılması için site yönetimine baskı yapmak yerine işin doğrusunu açıklayan yazılar yazmak yakışırdı. İşin aslı astarı nedir? Bunu öğrenmek her Akkuşlunun hakkıdır diye düşünüyorum ve yetkili ağızdan bu konuya bir açıklık getirmesini ümit ediyorum. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun bu tür hoş olmayan davranışları anlayışla karşılamamız mümkün değildir. Bu tutum ve davranışlarla, bütünleyici değil, ancak parçalayıcı bir rol oynayacağınızı hesaba katmak zorundasınız. Site yönetimindeki arkadaşların işlerinin daha zor olduğunu, sabırlı ve hoş görülü olması gerektiğini düşünüyorum. Ama bu şartlar altında onların da zorlandığını görüyorum. Siyasiler iş üretmek yerine hep laf üretmeye çalışırlar, muhaliflerin sesini gayri hukuki yollarla kesmeye çalışırlarsa, bundan sonraki dönemde ve iş hayatında da avuçlarını yalayacaklarını unutmamalıdırlar. Bu millet öyle asil ve âlicenap bir millettir ki, değil aynı görüşten olmak, babasının oğlu bile olsa zulmediyorsa karşısında yer alır. Düşmanı bile olsa, haksızlığa uğradığına inandığı insanın yanında yer alır. Sizleri bin düşünüp bir konuşmaya, harekete geçmeden önce sonuçlarını iyice düşünmeye davet ediyorum. Hiç bir zaman zulüm baki olmaz, güneş balçıkla da sıvanmaz. Sağlıcakla kalın sevgili dostlar. |
|
|
| 1753 |
» Kadir GÜL yer AKKUÅž |
07/02/2010 ve 21:34 Saat |
|
Sayın Derviş Kaya, adına saygım sonsuzdur, Dervişoğlunun torunusun, ya Aziz amcamın,ya kara zeykirin,yada eniştem karaibrahimin torunusun,yusuf abimin torunu değilsin veyada oğlu değilsin o yurt dışında,karaibrahim öz eniştemdir emine rahmetli öz halamdı,ziya panto da sanırım Azmi eniştemler den, öksüz Mustafa da öz halamın oğludur.Niye yazdım bunları devrişoğulları kayalarla, pantolarla aile dostlarıyız. Şükrü hocam,halkın taktiri ile belediye ,öğretmenler sendikası, yerel derneklerde,kooperatiflerde üst düzeylerde başkanlıklar yapmıştır,yazıları sertte olabilir, ŞÜKRÜ HOCAMIZIN geçmişi ile korkusu olmaz,geçmişi ile korkusu olanlar sitenizi tehdit ediyor, geçmişinden utandığı için bazı kişlerin yazılarını sitenize sildire biliyor,tehdide ne gerk var,ben öyle değildim yanlış anlaşılmış gibi tezki yazabilirdi yazılanlar doğruymuş demek ki,hatırlarmısınız veya bakarsanız şükrü hocamın yazısının altına bende yazmıştım, siz yazmaz iseniz bende yazmam diye.. saygılar derviş,saygılar ziya...... |
|
|
| 1752 |
» UÄŸur Efil yer AkkuÅŸ |
07/02/2010 ve 21:01 Saat |
|
Sayın Şükrü beye huzurunuzda okunacak açık mektubumdur. Son günlerde yakından takip edemedim ama konuyu son noktasında yakaladım herhalde kusurumu bağışlasın hemşehrilerimde. Sizin köşe yazılarınıza karşılık yazılan yorumlar içinde VATAN rumuzu ile yazan kişiden gelmiş. Vatan sağolsun diyeceğim ama nasıl bir vatancı anlayamadım rumuzunu böyle seçen kişi. Daha öncelerde de sizinle bir çok arkadaşın sert tartışmaları oluyor bazen yine karşılıklı kırıcı yazılara dönüşüyor görüp okuyorduk.Zaman zaman kişisel siyasi tercihinizi de yazarak kendinizin ve inandığınız düşüncenin çözüm önerilerini dile getiriyorsunuz. Buna kim ne diyebilir ki. Herkes aynı düşünmeyecek elbette.Başka bir arkadaş da MHP'nin, CHP'nin,SP'nin ve başka siyasi parti ve düşünce kuruluşlarının hatta 7 yıldır iktidar olmasına rağmen AKP'nin Ülkemiz ve Akkuşumuza nasıl yararlı olabileceğini en az sizin kadar ve yüreklice savunsunlar da okuyalım, anlayalım, tartışalım. 'Alçaklığın ' yüksekliğin ne olduğunu hepimizin gözüne soksunlar. Çok sert tartışmalar olsun ama hakaret olmasın diyeceğim yine de. Yazınızda belirttiğiniz anlamda ,başta büyük önderimiz Atatürk ve başka ülkelerin liderleri,Ulusal güçleri, anti emperyalist güçleri ve çağının demokrat ve ilerici güçleri her zaman birbirinin fikrinden hamurundan ateşinden yararlanmıştır. Sizin benzetmenizde teşbih ve mübalaa olsada kötü bir yan yok ki.Vatan rumuzu ile yazan arkadaş da belki Atamızı seven ona saygı duyan birisi ama bu yazdıklarınızda edebi benzetmeyive değerlendirmenizi alçaklık ve terbiyesizlik olarak neden ve nasıl algıladı anlayamadım. Devamında aranızda karşılıklı kötü ifadeler devam etmiş ki hiç hoş değil. Herkes fikri hür vicdanı hür başı dik ve onurlu olarak yaşamamız için Akkuşlu olarak olgunca tartışmayı, Yeşilakkuş sitesi ocağında pişerek becerebilsin. Durup durup fikir yerine küfrü seçerek zavallılığımızı göstermeyelim.Bu Ülkede Vatanını ve halkını seven herkes maske arkasına saklanmadan birbirine katlanmak zorundadır.Gizlenerek ateş etmenin her çağda sadece bir adı vardır. Şükrü beyin fikrine katılmak katılmamak ayrı , yazdığı doğrusuna da kimin dediğine bakmadan doğrudur diyebilmek yürek ve mertlik icabıdır.Onun yazdıklarının onda birini Ülkesi için bugününü Türkiyesinde kaç kişi yazabiliyor söyleyebiliyor bir düşünelim.Kötümü yapıyor sussun mu susalım mı hep birlikte... Aptalı ve üç maymunu mu oynayalım ne dersiniz.Değerli dostlar bilirler ki Düşüncesini yürekli olarak savunan İnsanlar kolay yetişmiyor Ülkemizde ve dünyada... Düşünen bizden değilse öldürelim,kovalım mantığı demekki Ülkemizde hala devam ediyor. Sayın bazı arkadaşlar, kendisini ister sevin ister sevmeyin iyi bir Öğretmen olma bilgi ve becerisi yanında onun yazdığı şiir,geçmiş yaşam kesitlerini yazıya dökmesini kaç kişi beceriyor.O duyguları yakalamak çok mu kolay dersiniz ? Çok eleştiren birileri bir denesin ilham gelip kaç dize kaç yaşanmış hayat kesiti aktarabilecek bakalım üst üste 5 gün bize. Bekliyoruz. Bu yazdıklarımdan herşeyi ile Şükrü beyi desteklediğim anlamı çıkmasın elbette.Kendisini savunacak bilgi ve güce sahiptir elbette. Onun siyasi yazıları ve bir taraf olması bazılarımızca tartışılabilir değerlendirmelerine katılınmayabilir ama diğer yazdıklarının edebi bir yönü olduğunu ve Akkuş ile ilgili yaşam kesitlerini aktarmasında kalemini/klavyesini iyi kullandığını da kabul edelim.Ayrıca hepimiz yazalım duygu düşünce ve yorumlarımızı ortaya dökelim.Konuşmayı derdimizi medeni bir şekilde anlatmayı,dinlemeyi, muhalefet etmeyi,sevgiyi ,hoşgörüyü konuşarak yazarak yaşayarak öğrenelim. Şimdi VATAN rumuzlu kişimize sormak istiyorum: Yeşilakkuş sitesini terk etmesini istediğiniz kişi topluma hangi zararı verdi bir anlatında bizde bilelim.'Biz terbiyemizi bu vatanın en güzide kurumlarından, camilerinden, gerçek ilim adamlarından aldık'... 'Kendine saygın varsa çek git bu siteden' dediğinize göre Şükrü beyin affedilmez günahlarını biliyorsunuz, bizden gizlemeyin meraktan çatlıyoruz lütfen .'Akkuş adı altında yayın yapan bu siteyi yeteri kadar kirlettiğin yeter artık.Bu yazılarınla Akkuşluların nefretini kazanmaktan başka işe yaramıyor 'derken yarattığı kirliliğin adını koyunda bilelim bizde. Yoksa uykularımız bölünecek, kabusa dönüşecek... Bazı insanlar neden adını yazmaktan imtina eder,daha sonra solist olarak zembillemi inecek birden bire başımıza merak eder dururum...Yoksa maziden bir uktemi kalmıştır içinde diye kıvranır dururuz okurlar olarak... Ayrıca Hakaret hususu yargıya intikal ettiğinde gizli tanıklar bile deşifre oluyor ki ;Şirin liçe sitemizde hemen ortaya çıkıverir de tazminat ödemeye mahkum olunabilir adı sanı ayna gibi ortaya çıkıverir biliriz o vakit dostlar gizli atış yapanı. Site yönetimi de bir çaresizlik ve çözüm için bir şey üretmiş ise de zor elbette dengeyi tutturmak. Kendileri gereken açıklamaları da yapmışlar okudum bende.Bir kararsızlık yaşanmış herhalde. Biliriz ki yanlışlarda yolda düzelecek bu kez de.Olan budur ve sizin de payınıza işin zor kısmının düştüğünü bilin.Haydi öğretmenim klavye başına.Biz her gün yazamıyoruz sayfalar boş kalmasın güzel yazılarınızı ve şiirlerinizi de ihmal etmeyin.Çok kızanlarımızda yazsın geçsin klavye başına . 2 cümle ve rest değil daha fazla. Haydi yazalım tartışalım meydan burası.Ülke ve Akkuş için yola devam. Sayın Şükrü bey,Her bir arkadaş gibi dünya görüşünüz ve yanında şiir,eleştiri ve diğer edebi içerği zengin mahalli yaşam kesitleri sunduğunuz yazılarınıza devam edin kol kırılsın yen içinde kalsın. Nice insanların doğru bilinen yolları ikbal ve para ile terk ettiği şu fani dünyada benim bildiğin çadırınla da olsa çadırını kuracağın -gidecek başka vatan ve mekanın yoktur senin... Av. Uğur Efil 07.02.2010 Seni kovmayan bir Akkuşlu. |
|
|
| 1751 |
» erol uzun yer ordu |
06/02/2010 ve 17:50 Saat |
|
sayın şükrü hocam sonunakadar haklısın ben şahsım adına özür dilerim neden derseniz bende kuruculardan oldugum için yoksa yazıyı kaldırmamla alakalı bişi degil ben kaldırmadımda zaten kim kaldırdıysa hesabını versin tehdit edilecek ne durum var onuda bilmiyom ortada bir haksızlık var ise kişi karşı yazı yazar hakkını savunur veya baştan hiç yayınlamaz yazıyı ilgili arkadaş bizler tehdit edilecek bişi yapmıyoz tarafsızlıgımız korkusuzlugumuz nerde kaldı siyaset yapılmayacak dedik biz aramızda bu sitede maşallah siyasetden geçilmiyo sen kusurumuza bakma hocam beraber yapacak daha çok işlerimiz var saygı ve sevgilerimi sunarım |
|
|
|